AKİDE ŞEKERİNE BIRAKILAN NOT

AKİDE ŞEKERİNE BIRAKILAN NOT

AKİDE ŞEKERİNE BIRAKILAN NOT
Yaşanmış gerçek bir hikayedir

Yokluk yıllarında bayramlarda yokluğun kokusu sinerdi evlere. Şekerin pahalı olduğu, gevrek Mevlana şekerinin lüks sayıldığı altmışlı yıllarda Çocuğu olmayan bir aile vardı.
Evin hanımı çocuk hasretini sokakta çocukları severek gidermeye çalışırdı. Mahallenin çocukları kadının adını:” Dişçi teyze!” koymuşlardı.
“Dişçi teyze” denmesinin bir hikâyesi vardı.
Kadın bayramlarda çocuklara şeker veremediği için kimse kapısını çalmazmış. Bir bayramda, para biriktirip, çocuklara bayramda vermek üzere Mevlana şekeri satın almış.
Şekeri almış ama parası çok az olduğu için çok az şeker alabilmiş.
Bayramdan bir gün önce mahallenin çocuklarına, bayram için güzel şekerler aldığını söyler. Çocuklar şeker sözünü duyar da birbirine söylemez mi! Hemen mahalleye yayılmış.
Bayram sabahı erkenden kalkmış, heyecanla bakkaldan aldığı beş iri Mevlana şekerini hazırlamış, kapının tokmağının çalınmasını beklemiş.
Bir süre sonra hasret çektiği o an gelmiş. Kapı tokmağı çocuk telaşıyla durmadan vurmaya başlamış. Kalkmış kapıya gitmiş, kapıyı açmış ki, ne açsın; karşısında en az yirmi çocuk duruyor. Bir iki çocuk beklerken mahallenin bütün çocukları kapıya yığılmış.
Çocukların gelmesi bir şey değil, ama elindeki şeker hepsine yetmeyeceğini bildiği için üzülmüş. Dalmış, düşünmüş bir çare bulmuş. Ne yazık ki yanlış bir çare bulmuş.
Çocuklardan bir dakika müsaade istemiş, kapıyı yarı kapatarak, şekerleri dişiyle parçalara bölmeye çalışmış. Parçaladığı şekerlerle hepsine yettirmeyi düşünmüş.
Bunu yaparken, çocuklardan biri kadının şekerleri dişleriyle parçalara böldüğünü görmüş.
Çocuk bunu görür de durur mu, hemen arkadaşlarının kulağına fısıldamış. Çocuklar şeker almadan oradan hızla uzaklaşırlar.
Kadın çocukların arkasından baka kalmış, şekeri alıp geri içeri girmiş.
Ondan sonra bayramlarda hiçbir çocuk kapısını çalmaz olmuş, üstelik adı:”Dişçi Teyzeye” çıkmış.
Zamanla hali vakti düzelmiş, parası olmuş ve bolca akide şekerler alarak, sokakta çocuklara defalarca şeker dağıtarak yaptığı hatayı telafi etmeye çalışmış.
Fakat yine de bayramlarda hiçbir çocuk kapısını çalmaz olmuş.
Her bayram çocukların gelmeyeceğini bile bile en güzel şekerleri hazırlar beklermiş, ama nafile…
Daha sonra eşini kaybetmiş, yalnız yaşamaya başlamış. Bir kedisiyle hayatını sürdürürken, komşuları bir Arefe günü kedinin hiç susmadan miyavladığını duyarlar.
Kadına bir şey oldu diye şüphelenir, kapıyı döverler ama ses çıkmaz. Sonunda polis çağırırlar, polis kapıyı açar, komşuları içeri girerler. Kadın kanepenin üzerinde kafası yana düşüp öldüğünü görürler. Asıl ilginç olan ise; kadın koca bir cam kâseye akide şekerlerini ağzına kadar doldurması ve üzerine şu notu düşmüş olmasıydı:
”Sakın dişinizle bölmeyin, bütün çocuklara yeter!”
Hikaye:Bilal Civelek

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın